DOKTORUNUZ DİYOR Kİ

Çocuklarımızı Salgın Hastalık ve Kanser Riskinden Korumalıyız...

Okulların açılması ile beraber bulaşıcı hastalıklar çevrede kol gezmeye başlar. Yaşları nedeniyle bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmeyen çocuklarımız mevsimsel hastalıklara daha kolay yakalanır. Okul servisleri, sınıflar, kantinler, salonlar gibi öğrencilerin birlikte olduğu yaşam alanları bakteri, mantar ve virüslerin hızla üremesine, bulaşıcı hastalıkların hızlı bir şekilde yayılmasına en uygun alanlardır. Okulları süpürmek, sıraları, masaları, sandalyeleri silmek, hijyen sağlamaz. Mantar ve virüsler üremeye devam ederler. Dokunulan her şey milyonlarca, mantar ve virüsle kaplıdır.

Her yıl okullarda grip, su çiçeği, kızamık, boğmaca, kabakulak gibi muhtelif enfeksiyon hastalıkları nedeniyle çok sayıda öğrenci hastalanmaktadır. Yapılan araştırmalar, bilhassa anaokulu ve ilkokul dönemi çocuklarının, aileleri tarafından hastalık kaygısı nedeniyle bir süre okuldan alındıkları ve eğitimlerinden geri kaldıklarını gösteriyor.

Hastalığın oluşmasını, gelişmesini ve vücuda girmeden, salgın hale gelmeden engellenmesi için okullarımızın bir ameliyathane gibi hijyenik hale getirilmesi şarttır.

Hijyen sağlarken kansere davetiye çıkarmayalım

Okullarda, temizlik ve hijyen için kullanılan kısa süreli hijyen sağlayabilen kimyasalların birçoğu, ufak dozlarda alındığı takdirde bile alerjik ve kronik olarak kanserojendir. Kimyasalların kısırlıktan kansere, böbrek ve akciğer rahatsızlığından doğum kusurlarına, alerjiden psikolojik bozukluklara kadar birçok hastalığa sebep olduğu belirtildi. Çok kullanılan, 15 bin kimyasal maddeden yaklaşık yüzde 75'inin henüz zehirlilik testi yapılmış değil. Ortalama bir evde bulunan 150'den fazla kimyasal madde, alerji, doğum kusurları, kanser ve psikolojik bozukluklara sebep oluyor.

Zehirli kimyasal maddeler hayatımıza girdikçe, vücudumuzdaki yağ dokusunda biriken zehir seviyesi de artıyor. Biyo birikim çalışmaları, bazı zehirlerin yaşamımız boyunca vücudumuzda biriktiğini gösteriyor.

Avrupa Birliği’nin 98/8/EC sayılı direktifi doğrultusunda, Avrupa Birliği Kimyasallar Bürosu tarafından aralarında çinko, titanyum türevlerinin de bulunduğu 602 madde, insan ve çevre sağlığını korumak amacıyla yasaklanmıştır. Bu yasaklama, TC Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından insan ve çevre sağlığını korumak amacıyla, 27.5.2009/15759 sayılı tebliğ ile yayınlanmıştır. Yasaklanan aktif madde listesinde çok sayıda tanıdık madde görebilirsiniz.

Kısa süreli hijyen sağlayabilen çoğu zararlı, kansorejen etkisi olan bu kimyasalların birçoğu, amonyak ve klor içerir ve birlikte kullanıldıklarında ölümcül amonyum klorür gazını oluştururlar. Amonyak, akciğerler için tehlike oluştururken, klorla karıştırıldığında da kansere yol açan bileşikleri oluşturabilmektedir. Bu kimyasallar ellere bulaşarak, yiyeceklerle beraber veya solunum yoluyla çocuklarımızın da vücutlarına girerler.

Çocukların, bağışıklık sistemlerinin yeterince gelişmemesi, kansere karşı 10 kat duyarlı olmaları, çevre ve solunan havanın kirliliği, ya da kimyasal ve her türlü fiziki etkiye maruz kalmaları, onların küçük yaşta kansere yakalanma riskini artırıyor. Başlıca çocukluk çağı kanseri lösemiler (toplam vakaların %30'u) ile beyin ve sinir sistemi kanserleridir. (%21)

Okulların günlük temizliklerinin arap sabunu gibi doğal temizleyiciler ile yapılması, uzun süreli antibakteriyel koruma içinde, binlerce yıldır hastalıklardan korunmak için kullanılan gümüşün nano teknoloji ile üretilen, 3 ay etkili ve yan etkisi olmayan dezenfektan ‘’NanoClearAG’’ kullanmanızı tavsiye etmekteyim.

En azından tüm bunlara dikkat ederek, geleceğimiz olan çocuklarımızın daha SAĞLIKLI ORTAMLARDA BÜYÜMELERİNİ SAĞLAYALIM.

 

Uzman Doktor SEMİH GÖKART
semih@nanoclearag.com